3 Ekim 2010 Pazar

Yaşamın kıyısından…

Bizler her deplasmanı kendimize görev edinmişiz, kesintilerimizle yaşantımızdan, bizim için hayat felsefesi olmuş Galatasaray, uyanır uyanmaz düşüncelerimize giren, çalışırken aklımızdan çıkmayan…

Bizim için Galatasaray sosyal bir olgu değil, hayatın ta kendisi…

Karabük deplasmanıda bunlardan biriydi aslında, tek ayakla bile deplasman yapılabileceğini, evde bir bardak suyu kalkıp almaya üşenip anneden yardım isterken, o tek bacakla kilometrelerce yolu ağrıyla sızıyla gidip gelinebileceğinin deneyiydi bu…Doktor üstüne fazla yüklenme derken, biz kardeşlerimizle OMUZ OMUZA yaparken nasılda o ayağımın ağrısını düşüneyim, nasıl yani ?

Bunların hiç bir açıklaması yok aslında, söz konusu Galatasaray ise gerisi bizler için teferruattır.

Yaşasın GALATASARAY

İyi ki varsın…

29 Eylül 2010 Çarşamba

Muhteşem Taraftarın Yine Yanında

İyi başlayamamıştık lige, başlangıçlar önemliydi .. Avrupa'dan elenmiştik. Transferler Avrupa'ya edilen veda sürecinde takıma gelmişti. Yönetimdede bir sıkıntı vardı ya .. Eyvallah desekte bazı şeylere. Canımız acıyordu. Bu tablo Galatasaray'a yakışan bir tablo değildi. Olmaması gerekliydi böyle .. Hani sevgimiz sonuçlara endekslimiydi ? Asla;katiyen bu düşüncede;zihniyette değildik. Tam aksine kayıtsız şartsız seviyorduk .. Sitemimiz yok değildi bunuda inkar edecek değiliz. Ama hani derler ya sitem sevgiden doğar bizimkiside o hesaptı.

Gecenin en karanlık anı güneşin doğmaya en yakın olduğu zamandır .. Bu sözde bir gerçeklik payı var. Var ki yaşamımızda böyle anları hep görüyoruz. Eskişehir deplasmanında deyim yerindeyse şeytanın bacağını kırmıştık. 3 puana hasret bizler için de güzel bir moral motivasyon oldu. Eskişehir son senelerde ters geliyordu bize .. Takımda tersdi. Çivi çiviyi söker diye boşa dememişler. Arkasından Ali Sami Yen'de Gaziantep galibiyeti geliyordu. Biraz sıkıntılı olsada 3 puan gelmişti. Olsun önemli olan buydu fakat genede önlem alınması gereken noktalar vardı ..

İzmir ? Yaklaşık 8 senedir lig maçı için gidilmeyen İzmir'de Bucaspor ile Lig macına cıkacaktık. 3 puan gene bizimdi .. Öyle ya apaçiliğe gerek yok :) 3 puan bizimdi artık. Heveslenenlerin ancak kursağında kalırdı o 3 puan. Öylede olmuştu.

Ve son olarak İbb maçında 3 de 3 giden 3 puanlık seriye 3-1'lik bir galibiyet eklenerek seri 4 leniyordu .. Takım bir hava yakalamıştı. Taraftarda muhteşem oluşunun;potansiyelinin farkındaydı. Güzel günlerin sinyalleri verilmeye başlanmıştı. Olması gerekende buydu.

Herşeyden önce vurgulanması gereken asıl konu Galatasaray gerçekten bir ruh, bir inanç takımıdır. Diğer takımları için bu olgu bir araç iken Galatasaray Spor Kulübü için bir amaç olma özelliği taşımaktadır. Yönetim- Futbolcu - Taraftar .. bu beste o kadar çok şey anlatıyor ki aslında. Bu kenetlenmeyi tam olarak sağlamak zorundadır Galatasaray. Sarı ve Kırmızı gibi ayrılmaz bir bütündür bu Galatasaray için.

Bu ruhu sahada gördükçe bizde eski ruhumuza kavuşuyoruz ..



KALBİMİZDESİN ALPASLAN DİKMEN

Sevmiyoruz işte eylül aylarını artık, sevemiyoruz... Bir yıl 12 aydan oluşuyor lafını biz artık sadece boş bir cümleden ibaret görüyoruz. Çıkarttık o kahpe Eylül’ü her şeyden, takvim yaprakları Eylül’ü gösterdiğinde tarifi mümkün olmayan bir burukluk çöküyor yine de. Biz Eylül’leri çıkartırız çıkartmasına da aklımızdan Alpaslan Abi, fakat seni aklımızdan, kalbimizden çıkartmak? Yokluğunun o sessiz ve insanın içini üşüten soğukluğunu unutabilir miyiz? Ölüm Allah’ın emri, onu kabul ediyoruz, inanıyoruz da abi, senin yokluğuna bi türlü inanamıyoruz işte. Biz yine Eylül’lere düşman oluruz Alpaslan abi; hatta istersen Ekim’lere Kasım’lara... Sen olsaydın da biz o 12 aydan birine yine sarardık illa... Sitem sevgiden doğar ya abi; bu ufak sitemlere de kızmamak lazım değil mi? Bu yazının satırlarını okuyorsun belki... Senin için olan her şeyi; yazıları, pankartları, kitapları, konuşulanları... Görüyorsun bir yerden gülümsüyorsun veyahut kızıyorsun… Hatalarımızı yine düzeltiyorsun... İşte böyle be abi, hayat dedikleri bu yalan dolan şeylerde, senin yokluğun kalbimizin ortasında bütün gerçekliğiyle duruyor.”

27 Eylül 2008’de trafik kazası sonucunda yitirdiğimiz ultrAslan Genel Koordinatörümüz Alpaslan Dikmen’in 2. ölüm yıldönümüne yaklaşmış bulunmaktayız. Onun Galatasaray için yaptıklarını kelimelere dökmek gerçekten kifayetsiz olurdu. Gerçek bir Galatasaraylı; gerçek bir Galatasaray aşığı... Ömrünün çoğunu Galatasaray için vakfetmiş biri… Kalbinde sarıyla kırmızıya bulanmış bu sevdayı asilce taşıyan bir Galatasaray’lı…

Uzar gider bu cümleler sonu gelmez; Galatasaray sevgisi gibi, bir sonu yoktur. Musalla’da hayat biter belki; ama Galatasaray sevgisi ve o sevgiyi yüreğinde taşıyıp hayatını buna adayan Alpaslan Dikmen’e olan sevgimiz bitmez. 2001 yılında Galatasaray için yakmış olduğun hiç sönmeyecek meşale; “ultrAslan” nesilden nesile ışığını koruyarak devam edecek. Senin bizlere bırakmış olduğun bu mirası; sana ve seninle birlikte bu yolda emek vermiş tribün ağabeylerimizin doğrultusunda en iyi şekilde korumak; kollamak ve ultrAslan ismini en zirveye taşımak bizlerin boynunun borcu ve asli vazifesidir.

Hayatını Galatasaray’a adamış; bizlerin gönlünde tarifi olmayan bir sevgiyle yer alan biri… Seni bu kadar çok sevmek bile bizler için ayrıcalık be abi. İnan ki hala bizlesin; sadece ölüm, Allah’ın emri işte. Hani senin güzel bir sözün var ya abi: ‘’Galatasaray için ölmek de var ama asolan yaşamaktır”. İşte biz senin açtığın bu yolda Galatasaray için iyi ve güzel olan her şeyin peşinden koşmayı bir görev biliyoruz.

Yüce Rabbim mekanını cennet etsin Alpaslan Abi. Ruhun Şad Olsun.

"Galatasaray’ın yararına olarak bir taşı yerinden kaldırıp, iki metre öteye koyanlara bile müthiş bir saygı duyarım." Alpaslan Dikmen...

Unutma ki Dünya fani

Veren Allah alır canı

Ben nasıl unuturum seni

Can bedenden çıkmayınca?

27 Ağustos 2010 Cuma

Bu ne rahatlık..!

Dün takımımız UEFA'ya veda etmiş olabilir, normal... Biz bunları daha öncede yaşadık, tepkisiz kaldık...içimiz içimizi yese bile.

Dün takımımız sabah 03.45'te TR'ye geliyor ve Atatürk Havaalaında güvenlik önlemleri alınmış, dışarıda da taraftarın olmaması halinde, nedir bu korku ? nedir bu çekingenlik, sebep ne yani bu kadar önleme... Galatasaray taraftarı futbolcusunumu dövüyor ki nitekim dün gece protesto edilse sesiniz bile çıkmaz.

Dün gecenin en komik olayıda Ayhan Akman'dı. Havaalanından çıkarken güvenlik görevlisine dışarıda taraftar var mı ? diye soruyor, suratında gülümsemeyle, dalga geçerek... Çok komik sanırım bunu yapması ?

Takım otobüsünün içinde Galatasaray tercümanı Mert Çetin biriyle diyalog haline girmiş, tartışıyordu en son...Olayın detayını bilmiyorum, öğrenemedim fakat bu gidişat hiç iyi değil, disiplinsizlik almış başını gidiyor... Bu halde fazla sürmez kimsenin bu kulüpte saltanatı.

Allah yardımcımız olsun.

24 Ağustos 2010 Salı

Eski popülüterliğini yitirmek…Erman Toroğlu

Almış son zamanlarda başını gidiyor, bir rant mevzusu…Herkesin dilinden düşüremediği cümle bu sanırım RANT ?

Ne rantmış arkadaş bu, biz nelerin içinde yüzüyormuşuzda haberimiz yokmuş ? Bu kadar büyük rant varsa bizim tribünde, biz niye hala borçlarla boğuşuyoruz ? Erman Toroğlu sana ultrAslan olarak dedik ki ? BİLDİKLERİNİ AÇIKLAMAZSAN NAMERTSİN diye…Açıklamalarını göremiyoruz fazla.

 

Sana küfür edildiğinde, hemen televizyonlara çıkıp “Beşiktaş taraftarı bana küfür etti”, “Galatasaray taraftarı bana küfür etti”, “Fenerbahçe taraftarı bana küfür etti” demeyi biliyorsun, kendine küfür ettirmeyi görev mi belledin anlamıyoruz ki ?

Galatasaray taraftarının tek oluşumu ultrAslan’dır  ve kurulduğundan beridir de bu böyledir, hiç bir zaman tribünlerimizde 2. bir grup türememiştir ve buna asla izin verilmeyecektir. Bu yüzdendir ki tribünde olabilecek herşeyin tek sorumlusu ultrAslan olarak gözükmektedir… Galatasaray menfaatlerini herşeyin üstünde gören bizlerin, sizin gibi gündemden düşerken tutunacak tek dal olarak görülmemiz her ne kadar canımızı sıksada, asılsız olan bu varsayımlarınızı anca TV başında hiçbirşeyden haberdar olmayan insanlara yaparsınız, onları kandırırsınız.

Galatasaray taraftarı hiç bir zaman kimsenin adamı olmamıştır, Adnan Polat döneminde de bu geçerlidir, bundan sonra gelicek başkanlarımız içinde geçerlidir…Hepsi bizlerin başının tacıdır ama Galatasaray eğer zarar görmeye başlarsa bu taraftar onlarında önüne geçmeyi bilir, baskılarıyla gereken mesajı iletir.

Herkes eleştiresini biliyor fakat şunu düşünemiyor mu ? Adnan Sezgin kim ? Adnan Polat’ın sağkolu dimi, peki biz Adnan Sezgin’i protesto ederken kimi protesto ediyoruz ? Onun başında ki insanı yani bu kim  ? ADNAN POLAT ? Yani onun yönetiminden ki birinin yönetimini beğenmiyoruz ki gerekeni yapıyoruz.

Biraz akıl yürütmekte fayda var, herşeyi biliyorum havasına kapılmanın anlamı yok…

Bizlere her daim ulaşabilirsiniz, zor değil…Her zaman karşınıza çıkarız, sıkıntılarınızı o koltuklarda oturup, yalanlarınızı millete atmayınız, gerekirse canlı yayına bağlayınız neler biliyorsanız açıklayınız…

BOL KESEDEN ATMAK KOLAYDIR ASLI ASTARI OLMAYAN OLAYLARI

BİZLER SİZİNDE KARŞINIZDAYIZ.

Saygılar

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Adnan Sezgin istifa derken…

Evet uzun bir süredir hepimizin dilinde vardır bu sözler, belli etmesekte kimseye haykırmak istediğimiz bir cümle…ADNAN SEZGİN İSTİFA…

Bunu demek için beklenen onca güne değdiği mi derseniz ? evet değdi…O gün bugündü işte, Galatasaray’ımın kurtuluş günü bu mağlubiyetti, Adnan Sezgin’in transfer politikasını çözmeye çalışaduralım, lig başlamış, UEFA’da bir üst tura çıkmak için evinde 5.sınıf bir takıma 2-0 yenik düştüğün durumdan kadro eksikliğinden 2-2 zor getiriyorsun ve hala utanmadan Galatasaray Spor Kulübün’de Futbol şube sorumlusu oluyorsun.

Galatasaray camiasını bu denli rezil etmeye, Galatasaray taraftarını bu derece küçük düşürmeye ne senin nede diğerlerinin hiç bir zaman hakkı olmamıştır, olamazda…

Galatasaray taraftarı belki bilmezsin ama FEDAKARDIR ! hiç bir zaman takımını YANLIZ BIRAKMAZ, hiç bir zaman futbolcusunu DÖVMEZ !…Ama sen öyle bir duruma getirdin ki bu taraftarı, artık bu taraftar neyin ne olduğunu bilemeyecek duruma düştü.

Haldun Üstünel bu kulüpten giderken hiç bir açıklama yapmadı, bu GALATASARAYLILIK duruşudur, bu ONURLU bir davranıştır.Sessizce sindirilerek gitti bu kulüpten…Galatasaray taraftarının en has adamıydı. Bizler tribünde nasıl isek, oda bizlerle birlikte yönetimin içindeydi…Taraftarın sadece yönetici haliydi o…Ama  Adnan Sezgin onunda başını yedi.

Niye herkes Haldun Üstünel diye bağırırken tribünde susturuluyor biliyormusun peki Adnan Sezgin ? Tabi nereden bileceksin, sebebi şu, bu taraftara kimse laf atmasın, Haldun Üstünel’in adamları bilerek bağırıtıyor diye kamuoyunu yalanlarla kandırmasın diye susturuluyor, yani sizler bunu reklam aracı yapmayın diye Galatasaray taraftarı temkinli davranıyor.

Biz içimizden birisi dediğimiz insanı sizler yerken, bizler Galatasaray menfaatleri için çabaladık durduk, sizler transfer yollarında taraftara hergün yüzlerce isim taşırken bizler yollarda peşine düştük bu armanın…mesafe farketmeksizin…Karşılığı bu olmamalı, bu değil.

 

Son olarak diyorum ki, yürekten…haykırarak…

İSTİFA İSTİFA ADNAN SEZGİN İSTİFA.

22 Ağustos 2010 Pazar

Arman İçin Forman İçin ..

Bir şeyler yolunda gitmiyor gibi sanki Galatasarayımızda .. Bir huzursuzluk var camianın bütününde .. Transferler konusunda söylenenler ve beklentiler arasında bir dengesizlik var. Bunun öncesinde ki Haldun Üstünel istifasının izleri var sanki hala heryerde. Adnan Sezgin'e karşı bir güvensizlik var; Cana ve Pino transferleri büyük bir kesimi tatmin etmedi. Yerli transferlerin performansı ise şu an için henüz yeterli değil. İlerleyen zamanlarda neler olur bunu hep birlikte görücez. Umudumuz bu sorunların halledilmesi yönünde ama enine boyuna incelersek bazı şeyleri asıl sorun biraz daha farklı gibi geliyor ..

Geçen sezona dönecek olursak inanılmaz bi hava yakalanmıştı. Devre arasında yapılan transferler bir çok takımın sezon öncesi bile zorla yaptığı transferlere eş değerdi .. Herkes Galatasaray'ı konuşuyordu .. Seçimlerden galip çıkan bir Adnan Polat ve sonrasında pekte akıl almaz şekilde gerileyen bir Galatasaray izledik Türkcell Süper Ligde. Fırtına gibi başlayan Galatasaray bunu sürdürememişti. Frank Rijkaard'tan beklentiler ve umutlar hala sürüyordu ama çatlak seslerde yok değildi. Hedefler ve yeni umutlar önümüzdeki sezona bırakılmıştı. Haldun Üstünel istifası herkesi şaşırtmıştı. Kulübün içinde çok farklı hesaplaşmalar mı vardı ? Herkesin kafası karışıktı açıkçası .. Galatasaray'da bir şeyler yolunda gitmiyordu. Adnan Sezgin ismi hoşnutsuzlukları artırdı. Ama genede Galatasaray'dan büyük beklentiler vardı. Yapılan transferler yeterlilik açısından tartışmaya açıktı. 5 yabancı sözü biraz askıda kalmıştı .. Ne olup biteceği hala belirsizlik çemberi içindeydi.

Yapılan hazırlık maçlarında rakipler Galatasaray isminin çok çok altındaydı .. Burda alınan skorların aldatıcılık ihtimali çok yüksekti. Nitekim Fenerbahçe ile yapılan hazırlık maçında şanssızlıkların yakamızı bırakmaması ve alınan yenilgi pek hoş olmadı. Genede eyvallah denilebilirdi buna da .. Ofk maçında Samiyen'de alınan beraberlik takımda eksikliklerin olduğunu bağırıyordu. Daha doğrusu bir konsantrasyon eksikliği vardı .. 2-0 dan 2-2 ye gelen bir maçı açıklamanın başka bir yolu yok çünkü .. Ofk deplasmanında galibiyet biraz rahatlatmıştı taraftarı .. Fakat Sivas deplasmanındaki yenilgi lige kötü bir başlangıç yapılmıştı .. En son oynanan Karpaty Lviv maçıda tuz biber olmuştu herşeye .. Bu yukarıdaki sıkıntılardan öte asıl tepki ruhsuzluğaydı .. Sahadaki 11 Aslanın bir çoğu Galatasaray formasının hakkını vermiyordu .. Yoksa yenilgiler;beraberlikler .. Taraftarın tepkisi asla bunlara değildi .. Ama canını dişine takmamak;disiplinsiz görüntüde olmak .. Bunlar canımızı acıtıyordu .. Ve şimdi Bursa Spor maçı geldi çattı .. Lütfen;gelin Bursa Spor'u Samiyen Cehenneminde paramparça edin .. Ve hep bu çizgide devam edin ..


Arman İçin Forman İçin ...


Bizim İçin ..