21 Mayıs 2010 Cuma

Yarım Kalanlara Rağmen


Aslında uzun uzun yazmak gerek;dolu dolu beton rengindeki donuk yaşamlara inat. Bu beton rengindeki donuk yaşamların arasında iki rengi çok sevmenin hikayesinden ibaret bizimkisi. Sarı ve Kırmızı .. Biten bir sezonun ardından ilerisine bakmak ilk defa bu kadar zoruma gidiyor. İlk defa sezonun diğer yarısını hiç istemiyorum .. Bütün lig yarım sezondan ibaret olsa .. Ali Sami Yen'e geçici vedalar ederken bile yüreğinizin bir kenarında içten içe ne hissettiğinizi düşünsenize ? Kaldırmıyordu yüreklerimiz .. Önünden geçmek için tonla bahanelerle yolunuzu hiç uzattınız mı ? Sırf oraları görmek için sebepsizce Mecidiyeköy'den geçmişizdir illa ki .. Alışmanın ve sevmenin sarı kırmızı haliydi orası .. Karşılıksızca sevmenin mabediydi orası .. Orda çok hüzünler sevince dönüşmedi mi bizler için ? Nefes almayı çok uzaklarda aramadık ki biz hiç .. Beton rengine bürünmüş bu şehirde; tarifi olmayan bir sevgiyi yaşadığımız her seferinde bizi karşılıksızca bağrına basan;nefes alabildiğimiz tek yer sendin .. Başkaları için bu şehir yaşanmaz bir yerdi;kalabalıktı .. O kalabalıkta kaybolup gidebilirdi insan .. Kendini kaybederdi .. Yok işte bizim için bu bundan cok öteydi .. Bizim o kalabalıkta; herkesten herşeyden sıyrılıp;gördüğümüzde tamam işte dediğimiz bi yer vardı .. Mecidiyeköy'ün en çok sevdiğim yeri .. Gördüğümde dünyanın benim için merkezi burası işte dediğim yer .. Ali Sami Yen ..


Ana kucağı gibiydi bizim için; hani anneler karşılıksız severdi ya ne olursa olsun .. Evlatlarını karşılıksız severdi ya .. Sende böyleydin işte bizim için bir ana kucağı misali .. Sarı ve Kırmızıyı asilce taşıyan; sormadan sorgulamadan her geldiğimizde yaramaz bir çocuğun affedilmiş bakışları misaliyle bir gülümsemeyi yüzümüzde taşırdık ... Kabul ediyordun bizi kayıtsız şartsız .. Karşılıksızca seviyorsan; gel dercesine .. Bir düşünsenize kaç kişi girdi çıktı hayatlarımızdan ? Gelmemek üzere gidenler; girmemek için bizi üzenler .. Sevgi neydi ? Kalp mi kırardı hep .. Karşılıksızca sevmek neydi ? ... Ali Sami Yen'de olmak diye cevap vermekden ibaretti bazılarımızın yaşamı .. İyide nasıl ?


Hayatlarımız alt üst olsada;olmasada bir ana kucağı misali huzuru bulduk orda .. Sevinçlerimizi;hüzünlerimizi doya doya yaşadık .. En saf haliyle; içine bir gram sahtelik girmeden doya doya yaşadık .. Ali Sami Yen'de yaşadık .. Belkide hayatta tek kalan kalemizdi orası;tek sığınağımız .. Bir köşesinde hayatı yakalıyorduk; yaşam buluyorduk ..

Buluyorduk işte;siz bunu anlamasınızda .. O beton yığını diye tabiri ettiğiniz yerin her santiminde bir sevinç;bir hüzün kazılı duygularımızın en saf en temiz haliyle .. Bağırmalarımız saklı; çektiğimiz üçlülerin çoşkusu var ..

Çok şey var;yazılacak çok .. Hani canımdan can gidiyor derler ya .. İşte bende bunu hissediyorum günler geçtikçe canımızdan can gidecek .. Bu şehire yine yağmurlar yağacak;yine bahar gelecek .. Sen olmayacaksın .. Biz biraz yarım kalacağız; alışkanlıktan ibaret dönüp dönüp bakacağız sana Mecidiyeköy'den geçerken ..


Son yarım sezon işte ; yarım kalanlara rağmen ...








19 Mayıs 2010 Çarşamba

Gündemi değiştirmek..!

Yine 34 haftalık bir lig maratonunun sonuna geldik, şampiyon olamadık fakat Bursaspor'un şampiyonluğunu gönülden tebrik ettik, hakettiler ve şampiyonluk kupasını onlar kaldırdılar.

Lig tarihi boyunca 4 büyük takımın paylaştığı kupayı, 5.büyük ünvanı ile alan Bursaspor'un şampiyonluğunu gölgede bırakıp, kendi başarısızlığını örtmek amacıyla diğer takımlara ,bu takımların oyuncularına delili olmayan iftiralar atarak gündemi değiştirmeye çalışan Aziz Yıldırım'ın her lig sonunda alınan başarısız sonuçlardan başkalarını sorumlu tutması tarif edilemez, bütün herşey bana aittir demesine rağmen, başkalarında suç aramak komiklikten öteye gidilemez.

Eğer bugün şampiyon olsaydı insanların Trbazon maç sattı söylemlerine kulak asmayacak, muhattap olmayacaktın... Şimdi giden şampiyonluktan sonra sağa sola suç atarak, olayların sorumluları başkalarıymış gibi göstererek bu olaylardan sıyrılmak istiyorsun.

Artık insanlar bu davranışlara kanmıyor ve bu açıklamalara dışarıdan bakan taraftarlar gülmekle yetiniyorlardır.

Türk futbolunu artık bu açıklamalarla kirletmek hiç hoş bir davranış değildir, ellerinide deliller olmadan insanların onuruyla, gururuyla, şerefiyle oynamak kimsenin haddi değildir.

Saygılar.

18 Mayıs 2010 Salı

Ateş Düştüğü Yeri Yakar

Hakikaten öyle ateş düştüğü yeri yakıyormuş bunu dün gece bir kez daha gördük. İçlerine ateş düşen malum takımın taraftarları bütün dünyayı olmasada kendi statlarını yaktılar. Yakmak biraz mecazi anlamında aslında güzel şeyler ifade eder .. Çoşkusunu artıran bir kitlenin meşaleler yakması; sevincini daha doğrusu sevincindeki o sıcaklığı dışarı vurması. Bunlar güzel şeyler. Ama görüyoruz ki bazen tam tersi görüntülere tanıklık edebiliyoruz. Önceden dünyayı yakmayı planlayarak kendini ateşe atanlar; en sonunda kendi statlarını yakarak bir nihayete varıyorlar .. Aslında bu sonucu kendileri hazırlıyorlar farkında olmadan. Doğmamış çocuğa don biçmek sözünü yazmak bir kenara. Gerçi yapılanlar don biçmekten çok öte ya .. Neyse diyelim biz. 16 dakika hüsranlarından tecrübeli olanlar dün geceden sonra bazı şeylerin farkına varmışdır .. Kimin daha büyük olduğunu anlamışlardır.

Mayıs aylarını bitiş çizgisine benzetmek lazım. Hani at yarışlarında ki o son çizgiler var ya .. O çizgiyi geçmeden;bu yarış asla ve asla bitmez .. Yok sen o yarışı bitirdiğini düşünürsen ... Kaybetmenin acısı içine bi ateş düşürür; adamı ''yakar'' :)

Bize gelince; Galatasaray Mayıs aylarının efendisidir .. Yakma eylemini bizde severiz. Ama çoşkunun getirdiği o mutluluk ile yakarız meşalelerimizi. Statı harbiden yakarız. Ama asla ve asla pankartlarımızı yanlışlıkla yakmayız maç içinde .. Bu da işin dikkat edilmesi gereken kısımlarından. Mayıs aylarında Lig Şampiyonluklarını ;Avrupa Kupalarını almaya alışkınız biz .. Ve mutlu sona ulaşmayı hedefleriz .. Farkımızı ortaya koyarak.

Galatasaray büyük konuşup stadını yakanların takımı olamaz; Galatasaray 17 Mayısların; 14 Mayısların takımıdır. Galatasaray şampiyon olursa Kophenagdan başlayarak dünyayı yakar. Bakınız 17 Mayıs 2000 ... Galatasaray Lig Şampiyonu olursa; Denizliden bi alev başlar .. Türkiyeyi sarar .. Önüne geleni yakar geçer. Galatasarayla uğraşmak ateşle oynamaya benzer ... Tehlikelidir. Ateşle oynarsanız. Yanarsınız ..

Galatasaray'ın büyüklüğü farklı bir şeydir .. Bunu anlamak için biraz geniş perspektiflerden bakmak gerek. Ama maalesef bunu size anlatmak biraz zor .. Siz en iyisi duyduklarınıza inanın .. Ama genede her duyduğunuza inanmayın. Yanlış anonslar; yanlış sevinçler doğurabiliyor .. Sonra ateş düştüğü yeri gerçekten yakıyor ..






11 Mayıs 2010 Salı

Seneye Hep Birlikte Galatasaray Ruhuyla

Geçtiğimiz Antalya maçında, Ali Sami Yen kapalısındaki çok güzel çok anlamlı pankartlardan biriydi. Seneye; hep birlikte Galatasaray Ruhuyla. Düşündürüclüğü fazla olan bir sözdü. Fakat bir o kadarda basit bir cümleydi;uygulanmaması durumunda ise o cümle bizi böylesine düşüncelere sevk edebiliyordu.

Bu sene neyi yapamamıştık biz veya son senelerde inişli çıkışlı olan grafiğe baktığımızda yanlışlar hatalar nerdeydi ? Galatasaray Ruhu sahada,tribünde heryerde olmalıydı. Bu Galatasaray ismindeki; o korku vericiliğ,i eyvah yine mi Galatasaray, yine mi o cehennem dedirticiliği sağlayan en ana unsurdu. Galatasaray Ruhu ...

Biz bu ruhu zaman zaman uzaklara yolluyoruz belkide bilmeden. Veya o bize uzak duruyor. Onunla bütünleşmediğimizden. Bunlar tartışılacak şeyler; kesinliğine karar vermek zor. Fakat şu muhakkak ki bu ruhu tam olarak yansıtamıyoruz. Sahada ve Tribünde ...

Bu demek değil ki Galatasaray Ruhu bitiyor .. Sakın ve sakın bu anlaşılmasın. O Ruh asla bitmez. Bitirmek için ellerini ovuşturanlar. Başka alternatifleri bekleyenler avuçlarını yalar ..

Zaman zaman kendini yeniler o ruh zaman zaman özlettiriri kendini .. Hepsi o kadar ama gene gelir olması gereken yerde durur. Galatasaray Ruhu; Galatasaray Arması .. Onlar Sarı ve Kırmızı'yı yanlarına alır arkasında milyonlarca seveni gönül vereniyle tozu dumana katarlar ... Bu hep böyle olmuşdur. Böylede devam edecekdir.

Bize bu bağlamda düşen şapkayı biraz önümüze koymak ... Kendi öz eleştirilerimizi yapmak. Biraz silkenlenmek. Altın yere düşmekle değer kaybeder mi ? Asla ...

Bu sezon günahıyla sevabıyla; iyisiyle kötüsüyle bitmek üzere. Bize düşen mi tek yürek olup seneye hep beraber hep birlikte o ruhu dahada alevlendirmek. Bunu nasıl mı yaparız ?Kenetlenerek.. Yönetim- Futbolcu - Taraftar kenetlenmesiyle ..

Sonrası mı Şampiyonsun Galatasaray .. İnşallah.




9 Mayıs 2010 Pazar

Sana yatar mı Trabzon, ne dersin Fener ?

Evet geldik son haftaya, taşıyorsun umutlarını tabiki, sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali, öyle ahım şahım bir kutlama göremedim daha doğrusu korna sesi duymadım desem yeridir.

Bundan 2 hafta önce lider olma pahasına Bursaspor’a yatacağımızı söyleyen ŞEREFLİ bir Fenerbahçe taraftarının sitesi var, hani bir yatak çizip, yatışşşş felan tarzı ahlaksızca yazılar yazan, gündemi değiştirip Galatasaray’ı kendi takımları gibi pis oyunlara sürükleneceğini düşünen bir site, en niyahetinde Galatasarayımız bu oyunlara gelmeyip, matematiksel olarak şampiyon  olmasa bile CL için bu ONURLU mücadelesini sürdürmek zorundaydı, nitekim öyle de oldu, o gün bütün Fenerbahçe taraftarı Galatasaray’ı destekledi ne kadar enteresan sanki sayımız artmıştı, bizden çok düşünüyorlardı. 90.DK’nın sonunda Bursaspor’la ligin en güzel topunu oynayan, ligin en güzel maçını çıkaran iki takımın mücadelesi 0-0 golsüz berabere kalarak, Fenerbahçe’nin de Kasımpaşa' galibiyetiyle liderliğe oturduğu bir maçtı…

Gelelim şimdi atılan gollere, Fenerbahçe maçlarında nedense rakip kalecilere birşeyler oluyor, ya top ellerinden kaçıyor yada müdahele edemiyorlar, kör oluyorlar…Kasımpaşa maçında ki Bekir’in golü, Eskişehir maçında ki Özer’in golü ve bugün oynanan Ankaragücü maçında ki 3 gol birden dahasını da yiyemez zaten bir kaleci.

Neyse artık şimdi Trabzon maçı geldi çattı, 96senesindeki şampiyonluk kaçışını mı düşünür, yoksa Sadri başkanın dediği gibi ‘’Super Kupa  Finalin’de Fenerbahçe ile karşıalaşacağız” demekle Türk futboluna neler kazandırıyorsunuz merak ediyorum.

İşte şimdi o malum siteden bir açıklama bekliyorum, Trabzon maçı için Beşiktaş’a yatış şeklinde bir görsel hazırlayacak mı ? Yoksa Trabzon’u en iyi şekilde misafirperver edip bu maçı kazandırıcak mı ?

Eee haydi bakalım Fenerbahçe, ŞEREFLİ(!) şampiyonluğun hayırlı olsun diyeyim 1 hafta önceden, ŞEREFİNLE(!) müzene bir kupa daha getiriyorsun.

Hayırlı Olsun.

Ülker İdman Raporu: 9 Mayıs 2010 Pazar

Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı, çalışmalarını Metin Oktay Tesisleri Jupp Derwall Antrenman Sahası’nda yaptığı antrenmanla sürdürdü.
Basına ve taraftara kapalı olarak yapılan antrenman Frank Rijkaard, Johan Neeskens, Nezih Ali Boloğlu, Albert Pujol ve Carlos Cuadrat yönetiminde, saat 11.00’de, ısınma ve açma germe çalışmalarıyla başladı.
Dün gece oynanan karşılaşmada ilk onbirde görev verilen oyuncular sahada ve salonda rejenerasyon çalışmalarının ardından sağlık merkezinde yapılan terapi seanslarıyla maç ertesi programlarını tamamladılar.
Diğer oyuncularla antrenmanın ana bölümünde teknik çalışmalar yapıldı.
Soğuma ve açma germe çalışmalarıyla tamamlanan antrenmanın ardından oyuncular öğle yemeği için ana binaya geçtiler.
Maç sabahı yapılan son antrenmanda dizinde bir ağrı hisseden ancak maçta doksan dakika görev verilen Lucas Neill’in ayrıntılı tetkikleri bugün yapılıyor.
Karşılaşmada ikinci gol pozisyonunda yaşadığı çarpışma sonucunda oluşan ağrı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle Aykut Erçetin’in ayrıntılı tetkikleri bugün ve yarın yapılacak.
Her iki kasık bölgesinde ve belinde ağrı hisseden Hakan Balta tedavisinin ardından dinlendirildi.
Karşılaşmada ayaklarına darbe alan Caner Erkin ve Abdel Kader Keita’nın soyunma odasında başlanan tedavilerine bugün sağlık merkezinde devam edildi.
Harry Kewell salonda çalıştırılıyor.
Tedavisinin ardından Elano Blumer fizyoterapistler yönetiminde salonda, takımdan ayrı olarak çalıştırıldı.
Ayhan Akman, Milan Baros, Gökhan Zan ve Serkan Kurtuluş’un tedavilerine devam ediliyor.
Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı, bir günlük aradan çalışmalarını 11 Mayıs Salı sabahı saat 10.30’dan itibaren yapılacak basına ve taraftara kapalı antrenmanla sürdürecek. Antrenmandan özel görüntüler ve takımın son durumu ile ilgili detaylar sadece GSTV ve Galatasaray.com’dan canlı olarak yayınlanacak.

 

www.galatasaray.org ‘ dan alıntıdır.

Anneler Günü..!

Bugün anneler günü, kutsal varlığımızın günü.Onlarsız vakit geçiremeeyeceğimiz yılların kutlanası günü.

İyi ki varsın ANNEM.

Anneler günün kutlu olsun.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Kupalara Layıksın Sen Şanlı Galatasaray

Kupalara layıksın sen Şanlı Galatasaray .. Kupa almak bir takımın en güzel;en sevinçli çoşkulu zamanıdır. Gelinebilecek en üst noktadır. Taraftarıyla bütünleşen takımlar aslında bunu daha rahat başarabilir. Kupa takımı olabilmek gerçekten bütün camianın bütün taraftarın kenetlenmesinin ürünüdür.

Galatasarayımızın aldığı sayısız kupalar var müzemizde. Bir kupayı arayıp bulmak müzeyi gezenler için bazen saatler alabiliyor. Sıkıntılı noktası da bu olsa gerek. Biraz zahmet etttiriyoruz ziyaretçileri belkide. :) Hoş ve tatlı bir sıkıntı ama bu herkesin ulaşamayacağı bir nokta. Şöyle bi göz atarsak geçmişe aldığımız o kadar çok kupa var ki .. Birilerinin 27 yıldır alamadığı; renkli televizyonlardan bir kere bile göremediği; taraftarlarının vasiyetlerine eklettiği TÜRKİYE KUPASINI EN FAZLA KAZANAN TAKIM (14 KEZ) ; UEFA KUPASINI ALAN İLK VE TEK TÜRK TAKIMI; SÜPER KUPAYI ALAN İLK VE TÜRK TAKIMI .. CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASINI EN FAZLA KAZANAN TAKIM (10 KEZ) .. Bunlar size bi şey ifade etmiyorsa eğer emin olun bu kadar kupanın ağırlığındandır.

İlkler ve enleri;başarı hikayelerini kendine misyon edinmiş bir Galatasaray ile 27 yıl kupa yüzü görememek arasında çok büyük bir çizgi var. 1984 Doğumlu birinin 26 yıldır Türkiye Kupasına hasret kalması. 1994 doğumlu bir çocuğun 7 yaşında Uefa kupasını görmesi gibi ... Başarı kriterlerini ne kadar aşağı çekerseniz çekin. Bizim çıtamız hep yukarılarda olacaktır. Öyle ya 27 yıl uzun bi süre .. Belki renkli televizyonlar bile teknolojinin değişim hızına yenik düşer. Ondada göremessiniz.



KUPALARA LAYIKSIN SEN ŞANLI GALATASARAY ...




1 Mayıs 2010 Cumartesi

1 Mayıs 2010

İşçi bayramı tabiki, bu tarihi herkes biliyor.

Özellikle 1 Mayıs 2010 tarihi bizim için başka anlam taşıyor, herkes meydanlarda olurken, bu sene ki geçicek güzel kutlamalar yolları felç edicekken, İstanbul her köşesinden insanlarda Galatasaray Arması için önce Abdi İpekçiye Bayan Basketbol Takımımızın maçına, oradanda otobüslerle Olimpiyat Stadına gidecekledir.

Peki bu insanların mücadelesi nedir ? İnsanlar işçi bayramını meydanlarda kutlarken, bu insanlar "ARMANIN PEŞİNDE" olmanın gururunu yaşayacaklardır.

Galatasaraylılık böyle birşey, eskiden meydanlara çıkmak için verilen mücadelelere televizyonlardan tanık olurdumda, şimdi yarın ki bu zorlu maratonu yaşayacak renkdaşlarıma üzülüyorum, onlarda salona varmak için zorluklara meydan okuyacaklar.

Hangisi zorlu mücadeleki ?

Geçsenize...

Yaşasın GALATASARAY !


O zaman verelim omuz omuza, koşalım salona.
O zaman verelim omuz omuza, koşalım olimpiyata.