19 Haziran 2010 Cumartesi

Vatan Sağolsun

Belkide bugün oynanan Dünya kupası maçları;Galatasaray veya tribüne ait herhangi bir konuyla ilgili olarak yazılacak bir çok şey bulabilirdik. Ama gündem gerçekten hepimizi ilgilendiren bir konuyla meşgulken,bunları yazmak biraz abes olacaktır.

Bugün; Hakkari Şemdinli'de terör örgütünün yaptığı hain saldırı sonucunda 10 askerimiz şehit olmuştur. Bu hain saldırı başta şehit ailelerini ve onlar kadar halkımızıda derin bir üzüntüye boğmuştur.

Bu hain saldırıların en kısa zamanda son bulmasını ve Türkiye Cumhuriyeti sınırıları içerisinde bu tip terör olaylarının olmaması en büyük temennimizdir.

Unutulmamlıdır ki bu toplumun her bir ferdi çok değerlidir,vatanları için görev yapan askerlerimiz gerekli hallerde zaten canların seve seve feda etmeye hazırdır lakin bu denli haince yapılan saldırlarla can vermeleri asla ve asla kabul edilemez.

Vatanları uğruna can veren askerlerimize; Cenab-ı haktan rahmet; ailelerine ve halkımıza başsağlığı diliyoruz. Mekanları cennet olsun.


Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mutlu olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini memleketin ve milletin saadeti ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.

M. Kemal Atatürk



11 Haziran 2010 Cuma

Stoch Meselesi

Transfer dönemi yavaş yavaş ısınıyor .. Tabi ki takımlar Dünya Kupası'ndan sonra daha çok hız verecekler transfere. Şu anda biraz daha yavaş ve rölantiye almış durumdalar transfer politikalarını. Nedense Haldun Üstünel ismi biraz daha korkutucu olmaya başlamış insanlarda .. Ve bazı takımlarda özellikle biraz hırs meselesine dönüşmüş ..

Nedense Galatasaray'ın yapacağı transfeleri kendi onur meselelerine dönüştürmüşler. Bununla gurur duyup;sevinçlerini ortaya koyuyorlar. Şaşırtıcı bir o kadarda ilginç. Herhalde hala 2-2 devam ettiğini düşündükleri maçlarda kaldı akılları ya da gerçekten çok sarstı kendilerini ..

Galatasaray Spor Kulübünün yapacağı;ilgilenmekte olduğur bir transferi gerçekleştirerek. Bakın biz Galatasaray'ın ilgilendiği transferlere çelme taktık demek. Fenerbahçe Spor Kulübüne yakışı kalır bir davranış zaten.

Biz kendi çizgilerimizi belirleyerek transferlerimiz yaparız. Haldun Üstünel faktörünü hazmedemeyerek; sırf Galatasaray'ın transferleri bizim olmalı mantığıyla transfer yapan bir kulübün zihniyetiyle, Galatasaray Spor Kulübünün kıyaslanması bile inanılmaz komik ve gülünç bir durumdur.

Galatasaray'ın bu seneki transferleride başarılı ve takımımıza faydalı olacak şekilde gerçekleştirilecektir. Buna olan inancımız ve güvenimiz tamdır. Ama görüyoruz ki birileri sırf Galatasaray'a inat futbolcu '' Stoch''u oluşturmaya başlamış .. Ne diyelim ki turşusunu kurdukları futbolculara bakarsak .... Gerçekten büyüksün be Galatasaray .. !

9 Haziran 2010 Çarşamba

Doğum günün kutlu olsun ATAKANIM.


Blog sayfasından doğum günümü kutlanır demeyin..

Bu kişi eğer özel biriyse, kardeşinse, kardeştende öteyse, cansa, kansa, onun için herşeyi göze alabileceğin biriyse buradan da kutlanır, heryerden kutlanır...

Kelimelere sığamayacak kadar değerlisin kardeşim, varlığın hep olsun yürekte...Hiç bir zaman üzülme, üzmesinler seni...Üzende zaten değeri kadar alır yolunu gider yüreğinden, seni üzenin bizlede işi olmasın zaten.

Biz ABİ - KARDEŞ herkese yeter, herkese gerektiği kadar değeri verir, ona göre yolunu gösteririz.

Yeni yaşın kutlu olsun kardeşim.

Cuma günü nasıl olsa bol bol kutlayacağız, şimdilik bununla yetinebilirsin kardeşim..

MUTLULUK HEP SENİN HAKKIN.

Yeni yaşın sana seni hakedicek birini getirsin, o yüreği kendi yüreğiymiş gibi görücek birini getirsin.

21 Mayıs 2010 Cuma

Yarım Kalanlara Rağmen


Aslında uzun uzun yazmak gerek;dolu dolu beton rengindeki donuk yaşamlara inat. Bu beton rengindeki donuk yaşamların arasında iki rengi çok sevmenin hikayesinden ibaret bizimkisi. Sarı ve Kırmızı .. Biten bir sezonun ardından ilerisine bakmak ilk defa bu kadar zoruma gidiyor. İlk defa sezonun diğer yarısını hiç istemiyorum .. Bütün lig yarım sezondan ibaret olsa .. Ali Sami Yen'e geçici vedalar ederken bile yüreğinizin bir kenarında içten içe ne hissettiğinizi düşünsenize ? Kaldırmıyordu yüreklerimiz .. Önünden geçmek için tonla bahanelerle yolunuzu hiç uzattınız mı ? Sırf oraları görmek için sebepsizce Mecidiyeköy'den geçmişizdir illa ki .. Alışmanın ve sevmenin sarı kırmızı haliydi orası .. Karşılıksızca sevmenin mabediydi orası .. Orda çok hüzünler sevince dönüşmedi mi bizler için ? Nefes almayı çok uzaklarda aramadık ki biz hiç .. Beton rengine bürünmüş bu şehirde; tarifi olmayan bir sevgiyi yaşadığımız her seferinde bizi karşılıksızca bağrına basan;nefes alabildiğimiz tek yer sendin .. Başkaları için bu şehir yaşanmaz bir yerdi;kalabalıktı .. O kalabalıkta kaybolup gidebilirdi insan .. Kendini kaybederdi .. Yok işte bizim için bu bundan cok öteydi .. Bizim o kalabalıkta; herkesten herşeyden sıyrılıp;gördüğümüzde tamam işte dediğimiz bi yer vardı .. Mecidiyeköy'ün en çok sevdiğim yeri .. Gördüğümde dünyanın benim için merkezi burası işte dediğim yer .. Ali Sami Yen ..


Ana kucağı gibiydi bizim için; hani anneler karşılıksız severdi ya ne olursa olsun .. Evlatlarını karşılıksız severdi ya .. Sende böyleydin işte bizim için bir ana kucağı misali .. Sarı ve Kırmızıyı asilce taşıyan; sormadan sorgulamadan her geldiğimizde yaramaz bir çocuğun affedilmiş bakışları misaliyle bir gülümsemeyi yüzümüzde taşırdık ... Kabul ediyordun bizi kayıtsız şartsız .. Karşılıksızca seviyorsan; gel dercesine .. Bir düşünsenize kaç kişi girdi çıktı hayatlarımızdan ? Gelmemek üzere gidenler; girmemek için bizi üzenler .. Sevgi neydi ? Kalp mi kırardı hep .. Karşılıksızca sevmek neydi ? ... Ali Sami Yen'de olmak diye cevap vermekden ibaretti bazılarımızın yaşamı .. İyide nasıl ?


Hayatlarımız alt üst olsada;olmasada bir ana kucağı misali huzuru bulduk orda .. Sevinçlerimizi;hüzünlerimizi doya doya yaşadık .. En saf haliyle; içine bir gram sahtelik girmeden doya doya yaşadık .. Ali Sami Yen'de yaşadık .. Belkide hayatta tek kalan kalemizdi orası;tek sığınağımız .. Bir köşesinde hayatı yakalıyorduk; yaşam buluyorduk ..

Buluyorduk işte;siz bunu anlamasınızda .. O beton yığını diye tabiri ettiğiniz yerin her santiminde bir sevinç;bir hüzün kazılı duygularımızın en saf en temiz haliyle .. Bağırmalarımız saklı; çektiğimiz üçlülerin çoşkusu var ..

Çok şey var;yazılacak çok .. Hani canımdan can gidiyor derler ya .. İşte bende bunu hissediyorum günler geçtikçe canımızdan can gidecek .. Bu şehire yine yağmurlar yağacak;yine bahar gelecek .. Sen olmayacaksın .. Biz biraz yarım kalacağız; alışkanlıktan ibaret dönüp dönüp bakacağız sana Mecidiyeköy'den geçerken ..


Son yarım sezon işte ; yarım kalanlara rağmen ...








19 Mayıs 2010 Çarşamba

Gündemi değiştirmek..!

Yine 34 haftalık bir lig maratonunun sonuna geldik, şampiyon olamadık fakat Bursaspor'un şampiyonluğunu gönülden tebrik ettik, hakettiler ve şampiyonluk kupasını onlar kaldırdılar.

Lig tarihi boyunca 4 büyük takımın paylaştığı kupayı, 5.büyük ünvanı ile alan Bursaspor'un şampiyonluğunu gölgede bırakıp, kendi başarısızlığını örtmek amacıyla diğer takımlara ,bu takımların oyuncularına delili olmayan iftiralar atarak gündemi değiştirmeye çalışan Aziz Yıldırım'ın her lig sonunda alınan başarısız sonuçlardan başkalarını sorumlu tutması tarif edilemez, bütün herşey bana aittir demesine rağmen, başkalarında suç aramak komiklikten öteye gidilemez.

Eğer bugün şampiyon olsaydı insanların Trbazon maç sattı söylemlerine kulak asmayacak, muhattap olmayacaktın... Şimdi giden şampiyonluktan sonra sağa sola suç atarak, olayların sorumluları başkalarıymış gibi göstererek bu olaylardan sıyrılmak istiyorsun.

Artık insanlar bu davranışlara kanmıyor ve bu açıklamalara dışarıdan bakan taraftarlar gülmekle yetiniyorlardır.

Türk futbolunu artık bu açıklamalarla kirletmek hiç hoş bir davranış değildir, ellerinide deliller olmadan insanların onuruyla, gururuyla, şerefiyle oynamak kimsenin haddi değildir.

Saygılar.

18 Mayıs 2010 Salı

Ateş Düştüğü Yeri Yakar

Hakikaten öyle ateş düştüğü yeri yakıyormuş bunu dün gece bir kez daha gördük. İçlerine ateş düşen malum takımın taraftarları bütün dünyayı olmasada kendi statlarını yaktılar. Yakmak biraz mecazi anlamında aslında güzel şeyler ifade eder .. Çoşkusunu artıran bir kitlenin meşaleler yakması; sevincini daha doğrusu sevincindeki o sıcaklığı dışarı vurması. Bunlar güzel şeyler. Ama görüyoruz ki bazen tam tersi görüntülere tanıklık edebiliyoruz. Önceden dünyayı yakmayı planlayarak kendini ateşe atanlar; en sonunda kendi statlarını yakarak bir nihayete varıyorlar .. Aslında bu sonucu kendileri hazırlıyorlar farkında olmadan. Doğmamış çocuğa don biçmek sözünü yazmak bir kenara. Gerçi yapılanlar don biçmekten çok öte ya .. Neyse diyelim biz. 16 dakika hüsranlarından tecrübeli olanlar dün geceden sonra bazı şeylerin farkına varmışdır .. Kimin daha büyük olduğunu anlamışlardır.

Mayıs aylarını bitiş çizgisine benzetmek lazım. Hani at yarışlarında ki o son çizgiler var ya .. O çizgiyi geçmeden;bu yarış asla ve asla bitmez .. Yok sen o yarışı bitirdiğini düşünürsen ... Kaybetmenin acısı içine bi ateş düşürür; adamı ''yakar'' :)

Bize gelince; Galatasaray Mayıs aylarının efendisidir .. Yakma eylemini bizde severiz. Ama çoşkunun getirdiği o mutluluk ile yakarız meşalelerimizi. Statı harbiden yakarız. Ama asla ve asla pankartlarımızı yanlışlıkla yakmayız maç içinde .. Bu da işin dikkat edilmesi gereken kısımlarından. Mayıs aylarında Lig Şampiyonluklarını ;Avrupa Kupalarını almaya alışkınız biz .. Ve mutlu sona ulaşmayı hedefleriz .. Farkımızı ortaya koyarak.

Galatasaray büyük konuşup stadını yakanların takımı olamaz; Galatasaray 17 Mayısların; 14 Mayısların takımıdır. Galatasaray şampiyon olursa Kophenagdan başlayarak dünyayı yakar. Bakınız 17 Mayıs 2000 ... Galatasaray Lig Şampiyonu olursa; Denizliden bi alev başlar .. Türkiyeyi sarar .. Önüne geleni yakar geçer. Galatasarayla uğraşmak ateşle oynamaya benzer ... Tehlikelidir. Ateşle oynarsanız. Yanarsınız ..

Galatasaray'ın büyüklüğü farklı bir şeydir .. Bunu anlamak için biraz geniş perspektiflerden bakmak gerek. Ama maalesef bunu size anlatmak biraz zor .. Siz en iyisi duyduklarınıza inanın .. Ama genede her duyduğunuza inanmayın. Yanlış anonslar; yanlış sevinçler doğurabiliyor .. Sonra ateş düştüğü yeri gerçekten yakıyor ..






11 Mayıs 2010 Salı

Seneye Hep Birlikte Galatasaray Ruhuyla

Geçtiğimiz Antalya maçında, Ali Sami Yen kapalısındaki çok güzel çok anlamlı pankartlardan biriydi. Seneye; hep birlikte Galatasaray Ruhuyla. Düşündürüclüğü fazla olan bir sözdü. Fakat bir o kadarda basit bir cümleydi;uygulanmaması durumunda ise o cümle bizi böylesine düşüncelere sevk edebiliyordu.

Bu sene neyi yapamamıştık biz veya son senelerde inişli çıkışlı olan grafiğe baktığımızda yanlışlar hatalar nerdeydi ? Galatasaray Ruhu sahada,tribünde heryerde olmalıydı. Bu Galatasaray ismindeki; o korku vericiliğ,i eyvah yine mi Galatasaray, yine mi o cehennem dedirticiliği sağlayan en ana unsurdu. Galatasaray Ruhu ...

Biz bu ruhu zaman zaman uzaklara yolluyoruz belkide bilmeden. Veya o bize uzak duruyor. Onunla bütünleşmediğimizden. Bunlar tartışılacak şeyler; kesinliğine karar vermek zor. Fakat şu muhakkak ki bu ruhu tam olarak yansıtamıyoruz. Sahada ve Tribünde ...

Bu demek değil ki Galatasaray Ruhu bitiyor .. Sakın ve sakın bu anlaşılmasın. O Ruh asla bitmez. Bitirmek için ellerini ovuşturanlar. Başka alternatifleri bekleyenler avuçlarını yalar ..

Zaman zaman kendini yeniler o ruh zaman zaman özlettiriri kendini .. Hepsi o kadar ama gene gelir olması gereken yerde durur. Galatasaray Ruhu; Galatasaray Arması .. Onlar Sarı ve Kırmızı'yı yanlarına alır arkasında milyonlarca seveni gönül vereniyle tozu dumana katarlar ... Bu hep böyle olmuşdur. Böylede devam edecekdir.

Bize bu bağlamda düşen şapkayı biraz önümüze koymak ... Kendi öz eleştirilerimizi yapmak. Biraz silkenlenmek. Altın yere düşmekle değer kaybeder mi ? Asla ...

Bu sezon günahıyla sevabıyla; iyisiyle kötüsüyle bitmek üzere. Bize düşen mi tek yürek olup seneye hep beraber hep birlikte o ruhu dahada alevlendirmek. Bunu nasıl mı yaparız ?Kenetlenerek.. Yönetim- Futbolcu - Taraftar kenetlenmesiyle ..

Sonrası mı Şampiyonsun Galatasaray .. İnşallah.