15 Kasım 2010 Pazartesi

Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen

Şarkının sözlerinde dediği gibi sil baştan yapabilmek gerek bazen .. Yorulmak;üzülmek bu hayatın içinde hep var olacak olgular. Bunlarla yaşamayı öğrenmek gerek. Ama şu bir gerçek ne kadar öğrenirsek öğrenelim bunlarla yaşamayı;inceden bir sitem edeceğiz yorgunluklara;kızgınlıklara;kırgınlıklara ve de üzünütülere. Bunların hepsi çok sevmenin yörüngesinde koğuşlanmış şeyler .. Sitem sevgiden doğar derler ya,öyle bir şey işte bizimkisi .. Sitem de edemeyiz ki biz; o kadar çok severiz işte ..

Neyden mi bahsediyorum ? Hayatının tam ortasında Galatasaray olan; Arma aşığı insanların bugünlerdeki duygularından;iç dünyalarında yaşananlardan bahsediyorum. Evet bir şeyler yolunda gitmiyor. Son Manisa maçındaki yenilgi bizlere o tabloyu belirgin olarak gösterdi. Alınan mağlubiyetlere;kazanılan galibiyetlere göre sevmiyoruz biz Galatasaray'ı. Karşılık bekleyerek bir şeyleri sevecek olsaydık,iş dünyasından bir şeyler seçerdik kendimize ne bileyim daha fazla maddi seçenekleri olan bir şeyler bulur severdik .. Bazen kazanırdık;bazen kaybederdik .. Kaybedince sırt çevirir giderdik;kazanınca şakşakçılık yapardık .. Böyle oluyor di mi normal hayatta ? Böyledir muhtemelen.

Biz farklıyız; birilerinin farklı olması gerekiyor .. Diğerlerinin daha üstünde olması gerekiyor. Onlar bizleriz. Galatasaray sevgisi;karşılıksızca sevmenin bizdeki tarifi .. Ama bir şeyi unutmasınlar. Karşılıksızca sevmek herşeye eyvallah demek değil .. Eyvallah deriz,sineye çekeriz sabrederiz .. Armaya formaya ciddi davranmayanlarda eyvallah dedirtmeyi bir görev biliriz kendimizde .. Onların eyvallahınında sonuna bir nokta konulur geri dönüşü olmaz .. Bu forma kutsaldır; Galatasaray armasıda kutsaldır herkese nasip olmaz ..

Şimdi bir sil baştan yapma zamanı .. Bizlerin eğer ki varsa bir hatası Galatasaray taraftarı olarak,o hatayı düzeltiriz. Peki Galatasaray Spor Kulubünün Yönetimi, Galatasaray Futbol Takımının formasını giyen futbolcular sizlerde buna hazırmısınız ? Galatasaray'ın kişisel egoları tatmin etme yeri olmadığını,şahsi çıkarlarınızı kulübün başarıları ve menfaatlerinin önüne koyamayacağınızı hatırladınız mı ?

Galatasaray köklü bir kulüp. Türkiye'nin tartışılmaz en büyük kulubü. Bizler Galatasaray'ı karşılıksızca sevmenin peşindeyiz bu sebepten dolayı da heryerdeyiz. Sizler ise bu kulüp için bir şeyler yapma fırsatına ulaşmışi saygı kazanmış bireylersiniz. Peki samimiyetinizden ödün verirseniz sizleri durduracak en büyük gücün taraftar olduğunu hatırlayamadınız mı beyler ? Yanlış hesap Bağdat'dan döner .. Bunu asla unutmayın. 2000 yılının Mayıs ayında delicesine sevinme duygusunu yaşamış olan bizler;2010 Kasım'ında üzülmenin de doruklarına ulaşırız .. İki duyguyda tüm gerçekçiliğiyle yaşarız. Ama sizler Galatasaray'ı göz göre göre sportif anlamda başarısızlığa itemezsiniz. Buna hiçbirinizin hakkı yok .. İsim vermek sorunun temelini görmeyi engeller. İsme gerek yok. Herkes şapkasını önüne alıp düşünsün ..



Unutmayın; Biz burdayız,yine varız. Biz GALATASARAY'LIYIZ !

10 Kasım 2010 Çarşamba

Gheorghe Hagi ve Galatasaray

Yine,yeni,yeniden .. Hoşgeldin Gheorghe Hagi dedik,hoşgeldin ... Galatasaray ne olursa olsun senin yuvan;bu hep böyle kalacak,sonsuza kadar. Frank Rijkaard'ın gidişi açıkçası beklenen bir karardı. Rijkaard'ın başarısı veya başarısızlığı göreceli olarak değişmektedir. Gelişi büyük heyecan yaratan bir Teknik Adam'dı,beklentiler çok büyüktü ama olmadı. Burdaki başarısızlık daha ağırlıkta yönetimsel hatalardan dolayı diyenler de var; Rijkaardın 4-3-3 dizilimindeki ısrarcılığın başarısızlığa götürdüğünü diyenler de .. Taraftar Rijkaard'a olan güvenini her seferinde yenilsede bazen istenilen olmayınca .. Yollar ister istemez ayrılıyor. Güle güle dedik Rijkaard'a;iyiniyetli çalışmalarından dolayı Galatasaray taraftarı seni her zaman saygıyla hatırlayacaktır.

Dedik ya yeni bir hırs;yeni bir güç .. Bir tazelenme gerekti. O isimde Gheorghe Hagi ile olacaktı. Futbolculuğunda ki hırsını; Teknik Adamlığında'da göstereceğine şüphemiz yoktu. İlk Galatasaray Macerasındada bunun örneklerini görmüştük. Son haftalara kadar şampiyonluk potasındaydık ..Gheorghe Hagi iyi bir teknik adamdı ve Galatasaray'ı ayağa kaldırabilecek bilgi ve hırs kendisinde fazlasıyla mevcuttu. Ayrıca Tugay Kerimoğlu gibi bir isminde teknik heyette olduğunu göz önüne alırsak, Galatasaray'da güzel şeylerin temelleri atılıyordu ..

Fakat bir çoğumuz şu anda yönetimsel sorunlardan dolayı Galatasaray'ın başarsız olacağını düşünebilir. Bu doğal bir şey. Ama bu sorunları bir anda yok etmek;takımı bir anda mükkemel yapmak gibi bir beklenti Gheoghe Hagi'den beklenmemelidir, elinde sihirli değnek olmayan Gheorghe Hagi takımın başına geldiğinden beri takımda mücadele ve hırslılık konusunda gözle görülür değişmeler mevcuttur.Bu çizgide devam edecek bir Galatasaray sezonun 2.yarısında Aslantepe'yle beraber yeni bir çıkış yakalayacaktır ..

Şimdi bizlere düşen görev ise bu takıma olması gerekenden daha çok sahip çıkmak ve destek vermektir .. Yönetimi eleştirmek ve yapılan yanlışları sürekli sürekli gündeme getirerek olumsuz hava yaratmaktansa var gücümüzle takıma destek vererek ilk yarının sonuna kadar en az kayıpla gidebilmeyi hedeflememiz lazım.

Aslantepe ile beraber yeni bir dönem;yeni bir çıkış;daha yeni bir Galatasaray geliyor .. Herşeyiyle mükemmeli isteyen bir Galatasaray ve o mükemmellliğin en büyük destekçisi, büyük Galatasaray taraftarı .. Herşey yeniden başlıyor,yeniden ...

2 Kasım 2010 Salı

Bir Arma Sevdalısına Umut Oluyoruz

Arkadaşlar,forumumuzun üyelerinden biri olan, Mahir Şanlı arkadaşımızın kızı Nisa çok ağır bir hastalık ile mücadele ediyor.

Kanser denen illet, bu 3 yaşında ki kızımıza yapışmış, o ise direniyor, bizim yapacağımız tek şey var, bu kızımızın 3. yaş doğum gününde, onu hediye yağmuruna tutmak.

Gelin omuz omuza verip, kanser ile pençeleşen, bu küçük arma sevdalısına, mutluluk verelim, kansere karşı yüreklendirelim.

Sevgili kardeşimiz Mahir Şanlı, kızını o gün hediye yağmuruna tutmak istiyor, gelin kızımızı günlerce mutlu edecek kadar çok hediye yollayalım.

Hediye dediğimiz, büyük değil, hediye dediğimiz aslında yüreğimiz, küçük zarflarla, kızımıza yüreğimizi gönderelim.....

Galatasaray’lı olmak vefalı olmaktır...
Galatasaray’lı olmak, Galatasaray’lı yı yalnız bırakmamaktır...

Nisa kızımızın doğum günü 18 Kasım Perşembe, o güne kadar binlerce hediye gönderelim, lütfen bir Arma Sevda’lısını yanlız bırakmayın.

Aşaşıda ki linke tıklayarak, facebook’tan daha fazla bilgi alabilirsiniz.

http://www.facebook.com/event.php?eid=161431453881497

ALICI-NİSA ŞANLI
ADRES : Plezantstraat 78-B 9100
Sint-Niklaas, Belgium


www.ultraslan.com'dan alıntıdır

Evet;küçük bir kardeşimiz .. Belkide ileride şu anda kendisine aşılanan Galatasaray sevgisini minik kalbinde büyütecek bir kardeşimiz .. Alpaslan'a Mektuplar kitabının derleyicisi Mahir Şanlı'nın küçük kızı Nisa Şanlı. Mücadelesi ve tedavisi zor bir hastalıkla mücadele ediyor. Tedavisi gittikçe ilerliyor; ve bu süreçte bu hastalığa dair güzel sonuçlar alıyor .. 3 yaşında olmasına rağmen o Galatasaraylılık ruhuyla aslanlar gibi mücadele ediyor ..

Bizlere bu süreçte düşen görev ise Nisa kardeşimizin yüzünde bir nebze olsun tebessüm yaratmak .. Bunu ise 18.11.2010 tarihinde; Nisa'nın doğum gününde ona hediyeler yollayarak gerçekleştirmeye ne dersiniz ? Güzel olmaz mı ? Sayısız hediyeye sahip olan bir çocuğun yüzündeki tebessüm;ve mutluluk duygusu onun bu hastalığı yenmesinde çok güzel bir adım olacaktır.

Evet Sevgili Galatasaray'lılar; bizler bir Arma sevdalısına;onun bu zor gününe ortak olarak olması gerekeni yapacağız ..

Haydi Nisa Sana Sevgilerimizi yolluyoruz ... Sen o sevgilerle herşeyin üstesinden geleceksin ..


İletişim Bilgileri:


http://www.facebook.com/event.php?eid=161431453881497

ALICI-NİSA ŞANLI
ADRES : Plezantstraat 78-B 9100
Sint-Niklaas, Belgium




[img]http://sphotos.ak.fbcdn.net/photos-ak-sf2p/v231/184/21/599133469/n599133469_435608_373.jpg[/img]




Not : Konuyla ilgili herhangi bir eksiklik olduğunu düşünen; iletişime geçmek isteyen;öneri veya düşüncesi olanlar

atakan@uarera.com adresine mail atabilirler

16 Ekim 2010 Cumartesi

ALDIRMA ARDA TURAN KÖPEKTİR O HAVLAYAN ..

Meyve veren ağaç taşlanır demiş atalarımız. Doğru demişler;güzel demişler bundan binlerce yıl öncede böyleymiş demekki,halada öyle devam ediyor. Hoş ,çokta aldıramamak gerek bu işin dünyadaki raconu bu besbelli. Sen bir şeyler yaptıkça insanlar senin popüleritenden olumsuz eleştirilerle nemalanacak. İnsandaki değişimi ,ilerlemeyi bir türlü kabullenemeyen bir sistematik onu olduğu yerden geriye çekmeye ayarlanmış zırvalarla çalışacak .. O sistematik;basının belirli kesimleri tarafından çalıştırılmaya başlamış .. Hedef ? Bu sefer Arda Turan .. Galatasaray’ın genç kaptanı;sembol oyuncusu;10 numaranın sahibi .. Ama bu sefer sert kayaya tosladınız .. Galatasaray isminin geçtiği yerde biraz çekineceksiniz ..Öğrenemediyseniz öğretiriz ..

Erman Toroğlu; ne iş yaptığını anlayabilen beri gelsin .. Spor yazarlığı mesleğinin etiğini bu kadar yerlere vurabilen karakter yoksunu bir kişilik … Hakemlik mesleğinden kazandığı üç kağıtlarla; oturduğu koltuktan sahadaki futbolcuların özel hayatlarını ahlaksızca yorumlayan bir kişilik ..

Erman Bey ! Galatasaray kulubünün kaptanı; türk futbolunun geleceği bir isim olan Arda Turan’ı özel hayatından ötürü (ki bu hayatına laf söylemek senin sınırlarını fazlasıyla aşar ..) bilip bilmeden bel altı ifadelerle rencide etmek;üzmek ;yormak;hatta ve hatta Kaptan’ın deyimiyle şerefsizlik boyutuna taşımak eceli gelen köpeğin cami duvarına işemesi gibi bi şeydir ..

Yaşadığı sakatlığın sebebini adam gibi eleştirmek; anlamak,dinlemek yerine olayı özel hayatıyla bağdaştırıp bol keseden ahlaksızca sallamalara gerek yok. Bu aslında Arda’nın değil senin karakterden yoksun olduğunu gösterir ..

Bugün Türk Futbolu adına bütün herkes hatta ve hatta en uç örneklerden biri Aziz Yıldırım’ın bile Arda Turan’ın haklılığında hemfikir olduğunu düşünürsek zaten yaptığın terbiyesizliğin ne kadar uç sınırda olduğunu görmen gerek .. Hoş onu görecek bir kapasiten olsa;böyle açıklamaların olmaz ya neyse ..

Kısacası bugün ki örnek Arda Turan;yarın bir başkası .. Türk Futbolu adına bir şeylerin geleceğini temsil eden futbolcular; yazarlık kisvesi altındaki yamyamların yorumlarıyla; özel hayatlarıyla eleştiri konusu olup geriledikçe Türk futbolu ilerleyemez. Spor yazarları ve basında bu işi sakız gibi çiğner ve kendine malzeme eder.

Ama bu sefer söz konusu Arda Turan. Söz Konusu Galatasaray. Söz Konusu ultrAslan … Olduğun yerde kal Erman; bir damla gözyaşı için çıra gibi yanarsın .. İnan Galatasaray taraftarının adını duyduğun yerde; dünya tersine döner senin için ..

Eleştiriler;yorumlar ve basının içinde bulunduğu her ne varsa .. Meslek etiği diye zırvaladığınız o sınırlar içinde kalmalı. Biz eleştiriye;yorumlara kapalı olacak kadar dar dünya görüşüne sahip değiliz .. Velakin bunu kullanarakda çok derin yorumlara girme .. Boğulmak ta var bu işin içinde. İt ürür kervan yürür be Arda Turan .. Aldırma bas geç;bu havlayan bildiğin dob’’erman’’



3 Ekim 2010 Pazar

Yaşamın kıyısından…

Bizler her deplasmanı kendimize görev edinmişiz, kesintilerimizle yaşantımızdan, bizim için hayat felsefesi olmuş Galatasaray, uyanır uyanmaz düşüncelerimize giren, çalışırken aklımızdan çıkmayan…

Bizim için Galatasaray sosyal bir olgu değil, hayatın ta kendisi…

Karabük deplasmanıda bunlardan biriydi aslında, tek ayakla bile deplasman yapılabileceğini, evde bir bardak suyu kalkıp almaya üşenip anneden yardım isterken, o tek bacakla kilometrelerce yolu ağrıyla sızıyla gidip gelinebileceğinin deneyiydi bu…Doktor üstüne fazla yüklenme derken, biz kardeşlerimizle OMUZ OMUZA yaparken nasılda o ayağımın ağrısını düşüneyim, nasıl yani ?

Bunların hiç bir açıklaması yok aslında, söz konusu Galatasaray ise gerisi bizler için teferruattır.

Yaşasın GALATASARAY

İyi ki varsın…

29 Eylül 2010 Çarşamba

Muhteşem Taraftarın Yine Yanında

İyi başlayamamıştık lige, başlangıçlar önemliydi .. Avrupa'dan elenmiştik. Transferler Avrupa'ya edilen veda sürecinde takıma gelmişti. Yönetimdede bir sıkıntı vardı ya .. Eyvallah desekte bazı şeylere. Canımız acıyordu. Bu tablo Galatasaray'a yakışan bir tablo değildi. Olmaması gerekliydi böyle .. Hani sevgimiz sonuçlara endekslimiydi ? Asla;katiyen bu düşüncede;zihniyette değildik. Tam aksine kayıtsız şartsız seviyorduk .. Sitemimiz yok değildi bunuda inkar edecek değiliz. Ama hani derler ya sitem sevgiden doğar bizimkiside o hesaptı.

Gecenin en karanlık anı güneşin doğmaya en yakın olduğu zamandır .. Bu sözde bir gerçeklik payı var. Var ki yaşamımızda böyle anları hep görüyoruz. Eskişehir deplasmanında deyim yerindeyse şeytanın bacağını kırmıştık. 3 puana hasret bizler için de güzel bir moral motivasyon oldu. Eskişehir son senelerde ters geliyordu bize .. Takımda tersdi. Çivi çiviyi söker diye boşa dememişler. Arkasından Ali Sami Yen'de Gaziantep galibiyeti geliyordu. Biraz sıkıntılı olsada 3 puan gelmişti. Olsun önemli olan buydu fakat genede önlem alınması gereken noktalar vardı ..

İzmir ? Yaklaşık 8 senedir lig maçı için gidilmeyen İzmir'de Bucaspor ile Lig macına cıkacaktık. 3 puan gene bizimdi .. Öyle ya apaçiliğe gerek yok :) 3 puan bizimdi artık. Heveslenenlerin ancak kursağında kalırdı o 3 puan. Öylede olmuştu.

Ve son olarak İbb maçında 3 de 3 giden 3 puanlık seriye 3-1'lik bir galibiyet eklenerek seri 4 leniyordu .. Takım bir hava yakalamıştı. Taraftarda muhteşem oluşunun;potansiyelinin farkındaydı. Güzel günlerin sinyalleri verilmeye başlanmıştı. Olması gerekende buydu.

Herşeyden önce vurgulanması gereken asıl konu Galatasaray gerçekten bir ruh, bir inanç takımıdır. Diğer takımları için bu olgu bir araç iken Galatasaray Spor Kulübü için bir amaç olma özelliği taşımaktadır. Yönetim- Futbolcu - Taraftar .. bu beste o kadar çok şey anlatıyor ki aslında. Bu kenetlenmeyi tam olarak sağlamak zorundadır Galatasaray. Sarı ve Kırmızı gibi ayrılmaz bir bütündür bu Galatasaray için.

Bu ruhu sahada gördükçe bizde eski ruhumuza kavuşuyoruz ..



KALBİMİZDESİN ALPASLAN DİKMEN

Sevmiyoruz işte eylül aylarını artık, sevemiyoruz... Bir yıl 12 aydan oluşuyor lafını biz artık sadece boş bir cümleden ibaret görüyoruz. Çıkarttık o kahpe Eylül’ü her şeyden, takvim yaprakları Eylül’ü gösterdiğinde tarifi mümkün olmayan bir burukluk çöküyor yine de. Biz Eylül’leri çıkartırız çıkartmasına da aklımızdan Alpaslan Abi, fakat seni aklımızdan, kalbimizden çıkartmak? Yokluğunun o sessiz ve insanın içini üşüten soğukluğunu unutabilir miyiz? Ölüm Allah’ın emri, onu kabul ediyoruz, inanıyoruz da abi, senin yokluğuna bi türlü inanamıyoruz işte. Biz yine Eylül’lere düşman oluruz Alpaslan abi; hatta istersen Ekim’lere Kasım’lara... Sen olsaydın da biz o 12 aydan birine yine sarardık illa... Sitem sevgiden doğar ya abi; bu ufak sitemlere de kızmamak lazım değil mi? Bu yazının satırlarını okuyorsun belki... Senin için olan her şeyi; yazıları, pankartları, kitapları, konuşulanları... Görüyorsun bir yerden gülümsüyorsun veyahut kızıyorsun… Hatalarımızı yine düzeltiyorsun... İşte böyle be abi, hayat dedikleri bu yalan dolan şeylerde, senin yokluğun kalbimizin ortasında bütün gerçekliğiyle duruyor.”

27 Eylül 2008’de trafik kazası sonucunda yitirdiğimiz ultrAslan Genel Koordinatörümüz Alpaslan Dikmen’in 2. ölüm yıldönümüne yaklaşmış bulunmaktayız. Onun Galatasaray için yaptıklarını kelimelere dökmek gerçekten kifayetsiz olurdu. Gerçek bir Galatasaraylı; gerçek bir Galatasaray aşığı... Ömrünün çoğunu Galatasaray için vakfetmiş biri… Kalbinde sarıyla kırmızıya bulanmış bu sevdayı asilce taşıyan bir Galatasaray’lı…

Uzar gider bu cümleler sonu gelmez; Galatasaray sevgisi gibi, bir sonu yoktur. Musalla’da hayat biter belki; ama Galatasaray sevgisi ve o sevgiyi yüreğinde taşıyıp hayatını buna adayan Alpaslan Dikmen’e olan sevgimiz bitmez. 2001 yılında Galatasaray için yakmış olduğun hiç sönmeyecek meşale; “ultrAslan” nesilden nesile ışığını koruyarak devam edecek. Senin bizlere bırakmış olduğun bu mirası; sana ve seninle birlikte bu yolda emek vermiş tribün ağabeylerimizin doğrultusunda en iyi şekilde korumak; kollamak ve ultrAslan ismini en zirveye taşımak bizlerin boynunun borcu ve asli vazifesidir.

Hayatını Galatasaray’a adamış; bizlerin gönlünde tarifi olmayan bir sevgiyle yer alan biri… Seni bu kadar çok sevmek bile bizler için ayrıcalık be abi. İnan ki hala bizlesin; sadece ölüm, Allah’ın emri işte. Hani senin güzel bir sözün var ya abi: ‘’Galatasaray için ölmek de var ama asolan yaşamaktır”. İşte biz senin açtığın bu yolda Galatasaray için iyi ve güzel olan her şeyin peşinden koşmayı bir görev biliyoruz.

Yüce Rabbim mekanını cennet etsin Alpaslan Abi. Ruhun Şad Olsun.

"Galatasaray’ın yararına olarak bir taşı yerinden kaldırıp, iki metre öteye koyanlara bile müthiş bir saygı duyarım." Alpaslan Dikmen...

Unutma ki Dünya fani

Veren Allah alır canı

Ben nasıl unuturum seni

Can bedenden çıkmayınca?