12 Ekim 2011 Çarşamba

Yenilmez Armada !

İnanmak başlı başına yıkılmaz bir yapıdır.Bu yapıyı oluştururken bir anda ortaya mükemmel bir eser çıkartmak mümkün değildir. İnanmanın her katını temelde sağlam bir şekilde oluşturursanız en son ortaya çıkan eser tabir-i caiz ise şaheser olarak kendini gösterir.

Yenilmez Armada bir inanmışlık hikayesinin başarı öznesi olmuştur. Son 13 günde 7 maç ve 7 galibiyet. Euroleague'de varolabilmek ve Cumhurbaşkanlığı Kupasını müzesine götürmek bu 7 maçın içinde mevcut ! İnanmanın ilk adımını 1905'de Ali Sami Yen ile atan Galatasaray Spor Kulübü 2011 yılında Erkek Basketbol branşında adımlarını sağlam attığı bir inanmışlık öyküsünün zaferini bizlere yaşatıyor. Oktay Mahmuti. Bu adam inandığını o kadar belli ediyor ki parkede birileri hakem ile beraber 6 kişi olurken ! Galatasaray hocasının hırsıyla 6 kişi oluyor ! 

Galatsaray Erkek  Basketbol Takımı,armasını taşıdığı spor kulubüne birbirinden güzel zaferleri yaşatmaya devam ediyor ... Bunda en büyük pay tartışmasız Oktay Hocanın bir o kadar da parkede son topa kadar mücadele eden oyuncularındır. Ve unutulmaması gereken en büyük destek de büyük Galatasaray taraftarının payıdır ...

Bu taraftarın gücü,Oktay Hocanın dehası parkede son topa kadar savaşan oyuncuların hırsı ... Ve bu branşa gereken desteği veren yönetim sizce de daha büyük başarıların sinyalini vermiyor mu ?

Zaferler Senin Ruhunda Var 
Haydi Bastır Galatasaray !

3 Ekim 2011 Pazartesi

Fatih Terim,Oktay Mahmuti, Sedat İncesu ve Galatasaray ...

Futbolda kötü bir sezon geçiren Galatasaray vardı geçen yıl itibariyle. Aslında 2000'den sonra beklentilerin çok yüksek olduğu bir Galatasaray vardı. Fakat beklentiler pek istenilen düzeyde karşılanmıyordu. İnişli çıkışlı bir grafik vardı. Geçen sezon ise artık silkelenmek adına önemli değişimleri getiren bir bahardı aslında. Ve her bahar maalesef biraz karanlıktan sonra gelirdi. Futbolda işler biraz da böyle yürüyordu.

Galatasaray Spor Kulübü açısından olaya bakacak olursak 1905'ten beri sporun beşiği olan bir kurumun zaman zaman böylesine iniş çıkışlar içinde olması doğal karşılanması gereken bir durumdu. Neticede bunlar kulübün köklü tarihini ve sayısız başarıların ardından kazandığı kupaları ve ilklerini değiştirmiyordu. 

Basketbol açısından geçen sezon çok güzel bir yıldı. Başarıların ardından Fenerbahçe'ye karşı oynanan Play Off serisi ve kaybedilen bir şampiyonluğa rağmen mücadelenin ve Galatasaray ruhunun yansıması basketbol branşında yüzleri güldürüyordu. Bu branş Galatasaray taraftarları için mücadelenin ve Galatasaray ruhunun var olduğu bir branştı. Oktay Mahmuti takımın başında bütün benliğiyle duruyordu ... Bu herşeyden önemliydi işte ! Takımın başındaki kişi ruhunu mücadelesin bilgisini ne kadar içten ve samimi bir şekilde ortaya koyarsa bu takıma yansıyordu.

Gelelim Engelsiz Aslanlarımıza. Onlar için aslında çok daha uzun yazılara gerek ama onlar Engelleri yıkmak için  sadece kendi içlerindeki güce ve ruha inanıyorlar ... Üstlerinde Galatasaray forması ve armasından aldıkları enerjiyi salona yansıtıyorlar. Bunları yaparken ise başlarında inanmış bir adam ve teknik heyet var. Sedat İncesu ! Oktay Mahmuti gibi herşeyini ortaya koyan mükemmel bir hoca ... Ve başarıların eksik olmadığı bir branş daha.

Gel gelelim Futbol branşına geçen sezondan sonra burda da Oktay Mahmuti ve Sedat  İncesu gibi ruhunu ve benliğini ortaya koyacak birine ihtiyaç vardı. Yani bir teknik adamdan daha fazlası lazımdı. Bu isim için alternatifler oluşturulabilirdi. Ama 2000 Ruhu denilen akımdaki başarıyı yakalamak için hali hazırdaki tek isim Fatih Terim idi.  E peki Fatih Hoca bunu 2.kez denememiş miydi ?  Bu konuyu burda uzun uzun yazmaya kalksak konu farklı yerlere gider ama Fatih Terim'in 2.kez gelişini çok fazla sağlıklı bulmamamak gerekir. Zorunlu durumlardan öte bir nevi ego tatminiydi belkide Terim'in 2.gelişi. Yani gerçek bir ihtiyaç hali değildi. Şartlar ve zemin hazır değildi ... 2000'de destanlar yazan takımın mimarı böylesine bir başarısızlıkla ölçüt alınamazdı.
2011 Yılında Galatasaray'ın mevcut durumunda bir Teknik Direktörden daha fazlasına ihtiyaç vardı ... Oktay Mahmuti ve Sedat İncesu örnekleri Galatasaray Yönetiminin gözünden kaçmamış olsa gerek ki .. Fatih Terim ile bu değişimin temelleri sağlam şekilde atılıyordu.

Spor Toto Süper Lig'de 5.Hafta geride kalırken Galatasaray geçen senenin tozunu pasını attığını Ankaragücü galibiyetiyle gösterdi ... Bu durum bir anda sihirli bir değnekle hallolmayacak. İnanç sabır ve istikrar bir anda oluşmaz. Fatih Terim bu takımı hakettiği yerlere getirecektir. Bundan kimsenin şüphesi yok. 

Galatasaray yeter ki ileriye dönük gelişimlerini ruhunun vazgeçilmezleriyle tamamlasın ... Gerisi her branşta 2000 Ruhu olarak kendini gösterecektir.

27 Eylül 2011 Salı

Hiç Unutmadık Seni | Alpaslan Dikmen

Sevmiyoruz işte eylül aylarını artık, sevemiyoruz... Bir yıl 12 aydan oluşuyor lafını biz artık sadece boş bir cümleden ibaret görüyoruz. Çıkarttık o kahpe Eylül'ü her şeyden, takvim yaprakları Eylül'ü gösterdiğinde tarifi mümkün olmayan bir burukluk çöküyor yine de. Biz Eylül'leri çıkartırız çıkartmasına da aklımızdan Alpaslan Abi, fakat seni aklımızdan, kalbimizden çıkartmak? Yokluğunun o sessiz ve insanın içini üşüten soğukluğunu unutabilir miyiz? Ölüm Allah'ın emri, onu kabul ediyoruz, inanıyoruz da abi, senin yokluğuna bi türlü inanamıyoruz işte. Biz yine Eylül'lere düşman oluruz Alpaslan abi; hatta istersen Ekim'lere Kasım'lara... Sen olsaydın da biz o 12 aydan  birine yine sarardık illa... Sitem sevgiden doğar ya abi; bu ufak sitemlere de kızmamak lazım değil mi? Bu yazının satırlarını okuyorsun belki... Senin için olan her şeyi; yazıları, pankartları, kitapları, konuşulanları... Görüyorsun bir yerden gülümsüyorsun veyahut kızıyorsun. Hatalarımızı yine düzeltiyorsun... İşte böyle be abi, hayat dedikleri bu yalan dolan şeylerde, senin yokluğun kalbimizin ortasında bütün gerçekliğiyle duruyor.


Alpaslan Dikmen. Mayısın o güneş sarısıyla damarındaki kırmızı kanı Galatasaray sevgisinde birleştirmiş birisiydi ve bunu her zaman insanlara sevdirebilmişti. Kendi yaşamını bir sevginin sadakatini kutsal bir şekilde koruyarak öğreti haline getirmekle geçirmişti. ‘’Galatasaray Sevgisi’.’ Bunu hayatının her anında o kadar güzel büyütmüştü ki onun ayrılmaz parçası olmuştu bu sevgi. Ve her seferinde daha da artan Galatasaray sevgisi onun hayat hikayesinin tamamıydı artık … Belki de çok büyük kitleler onun hayat hikayesinden alacağı örneklerle Galatasaray sevgisini bir meşale gibi yaşatacaklardı. Ve öyle de oldu. Alpaslan Dikmen’in Galatasaray sevgisi soluksuz okunacak bir öğreti dizisiydi artık. ...




 Ölümünün 3. Yıl dönümünde ultrAslan Genel Koordinatörü Alpaslan Dikmen'i saygı ve minnetle anıyoruz..


Yüce Rabbim mekanını cennet etsin Alpaslan Abi. Ruhun Şad Olsun.

Galatasaray'ın yararına olarak bir taşı yerinden kaldırıp, iki metre öteye koyanlara bile müthiş bir saygı duyarım.
ALPASLAN DİKMEN

12 Eylül 2011 Pazartesi

Mekanın Cennet Olsun Taçsız Kral

Galatasaray'lılık kavramının en somut örneklerinden birisi ... Metin Oktay. Yaşadığı hayatın her karesinde,her anından sarı ve kırmızıyı delicesine sevebilen ve onun sevgisiyle gurur duyabilen bir Galatasaray'lı. 1936 yılında başlayan yaşam serüveninde 1991 yılının o kahpe 13 Eylül'üne kadar Galatasaray timsali olmuş ölümünden sonra bile o timsal oluşunu hiç bırakmamış bir isim ...

Galatasaray'ı severken, Galatasaray'ı anlatırken veya Galatasaray'la sevinip, Galatasaray'la üzülürken hep anlatılan bir isim.  Galatasaray mı ben mi ? sorusuna '' Galatasaray o daha vefalı diyebilecek kadar sağlam bir Galatasaray'lı. Özel hayatını hiçe sayacak kadar  Galatasaray'lı olabilmek onu hissederek sevmekten geçer ... Kalbinin ortasında Sami Yen'in kapalısı gibi bir alev yanan herkes aslında Metin Oktay'ın o tarifsiz sevgisini yaşatıyor demektir ...

Ölümünün 20.senesinde Taçsız Kral Metin Oktay'ı minnetle anıyoruz. Mekanın Cennet Olsun Taçsız Kral.


Galatasaray'lılık bir din gibi bir mezhep gibi yerleşmiş köklü bir inançtır. Bu yüzden Galatasaray'ı tercih eder Galatasaray'lılığımla övünürüm.  

Metin Oktay !

15 Ağustos 2011 Pazartesi

''Şike Şike düşürememek...''

Şike iddalarıyla geçirdiğimiz günlerin ardından, kozmik odalar içinde süren bugünlerde... TFF açıklaması bekleniyordu...

Gün içerisinde TFF Yönetim Kurulunun yaptığı toplantıdan sonra herkesin 3 seçenekli beklentileri vardı, bunlardan biri şike yapan takımların küme düşürülmesi, ikinci seçenek eksi puanla başlatılması , üçüncü seçenekte yargı süresinin sonuca varılması.

TFF'nin bugün vereceği kararı en azından herkes biliyordu, bir şekilde eyyamcılık yapılacağı, olayların bu sezon ortadan kaldırılıp, yargı sürecinin akışına bırakılacağını biliyorduk.

Nitekim beklenen açıklama TFF'nin göreve geldiği süreden beri zamanı tutturamaması bu toplantıda da görüldü ve 17.45 gibi açıklamalarda bulunuldu... Verilen kararlar doğrultusunda bir yazı metini okundu ki akıllara zarardı...

İşte o yazı... Etik Kurulunun raporundan.

"kurulumuz bazı inceleme ve değerlendirmeler sonunda kanaat oluşturmaya yeticek düzeyde kanıt bulunan bazı müsabakalardaki eylemlerin spor kulüpleri bakımından şike , şikeye teşebbüs, teşvik primi veya teşvik pirimine teşebbüs oluşturduğu kanaatine ulaşmış, bazı müsabakalarda ya da olaylarda adı geçen kişiler bakımından ise kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı şeklinde görüş bildirmiştir."

Denildi.

Şimdi daha neyin eyyamcılığı yapılıyor.

Belge istediniz, kozmik oda kurdunuz, ince elenip sıkı dokunuyor dediniz... Türk Futbolunun dibe vurmasını sağladınız...

Şimdi sizlere söylenecek tek söz İSTİFA ETMENİZDİR.

Bu sizin TÜRK FUTBOLUNUN ÖNÜNÜ AÇMANIZ İÇİN BÜYÜK BİR FIRSATTIR..

Bu sese kulak verin ve İSTİFA EDİN...

12 Ağustos 2011 Cuma

Futbol ahlakı ve protesto...

Türk Milli Takımı'nın Estonya ile yapacağı hazırlık maçı öncesinde Arda Turan'ın transfer edilmeside girince Milli maçın önemi dahada artmıştı...

Birde stad sahibi olmakta eklenince tadından yenmezdi Arda Turan'a veda maçı... Hemde Arena'nın çimlerinde...

Neyse ki maça gitmemeyi kafaya koymuştumda, kendimi şaşırmadım gitmedim maça.

Emre Belözoğlu denilen futbolcu bozuntusu arkadaş, her dönemde adının karıştığı çirkefliklerden dolayı taraftarın protestosuna kaldığını bildiğinden ses edememektedir, bunu hepimiz biliyoruz tabi ki fakat işin birde şu boyutu var ki, Milli Forma'yı giyen AHLAKLI (!) sporcularımızın yanında bu denli bozuk birinin o kutsal formayı giyip, birde penaltı golünden sonra ARMAYI öpüp protestoya cevap vermesi manidardır..

Yapmacık hareketlerinin devamı olduğunu Türk medyası bilmiyor mu sanıyorsun ? nitekim sen kol hareketi yaptığında medyaya ne kadar ahlaklıydın da protesto edenleri dikkate almıyorsun...

Antu.com açıklama yapıyor, Fenerbahce.org açıklama yapıyor tabi hepsi en ahlaklı resmi siteler olduğu için sporcularını koruyor...

Devam edin böyle, gittiğiniz yere kadar gideceksiniz...

Düşüşünüzden sonra kalkışınız olmayacağından, bizler o günü beklemedeyiz...

Saygılar.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Kaybetmenin İstikrarı

Galatasaray istikrarlılığın sembolüdür .. Kaybederken bile o kazanma hırsı,mücadele edebilmesi, Galatasaray Spor Kulubünün kendine has özelliklerini sahaya yansıtması ile anılır .. Başarıları çok fazladır,aldığı kupalar ile başarının istikrarı olma yolunda bir semboldür .. Başarısızlık ? Tamam kabulümüz .. Öyle ya dünya üzerinde zaman zaman başarısızlık dalgası herkesi kıyıya vurur. Vurur ve orda biter ders alırsın,tekrar  devam edersin .. Ama kıyıya vurmamak adına o hırçın dalgalara karşı savaş açarsın .. Kaybederken bile kazanabilme isteği diyoruz buna .. Dalgalar bile senin o mücadele gücüne dayanamaz sertçe vurur kıyıya .. Çok uğraştırdın beni yeter dercesine. Biz Galatasaray'ı 2000 yılında aldığı kupadan dolayı sevmedik. O kupaya giden yolda yaptıklarıyla daha çok sevdik .. Neydi kupa bu işin bir sembolüydü .. Hakedildi,ve alındı .. Keza Süper Kupa'da öyle .. Alınan şampiyonluklar ..

Biraz geriye dönelim yenilgilerimize bakalım .. Çok uzağa gitmeyelim ama 2000'li yıllara dönelim. Yenilirken bile kendinden övgüyle bahsettiren Galatasaray ! Neydi ya bunun sırrı ? Allah aşkına söyleyin geri dönelim oraya .. Dünyanın en mükemmel 11 adamını mı transfer ettik ? milyar dolarlar harcayıp biyonik adamlar falan mı getirmiştik ? Öyleyse açıklayın .. Yok ama öyle değildi 11 tane Galatasaray'lı vardı sahada o zaman .. Galatasaray'lılardı .. Çok büyük Galatasaraylı olmayada gerek yok ya .. Galatasaray armasını taşıdığının bilincinden her insan sahada mükemmel bir mücadele örneği koyar. Yener,yenilir .. Sonuç inanın önemli değil.

Galatasaray'lılık bilinci can çekişiyordu,fakat bugün anladık ki İstanbul Büyükşehir Belediye karşısında bile Galatasaray armasına uzaktınız .. Yani artık Galatasaray'lılık adına pekte bir inancınızın olmadığı hemen hemen belli oldu .. Çok uzaktasınız beyler .. Galatasaray Armasının ne olduğuna dair fikirleriniz bilinciniz çok uzaklarda .. Galatasaray armasının '' deplasmanındasınız'' madem ki artık deplasmanlar göz göre göre kaybedilen maçlar .. Sizlerde biraz deplasmana gidin .. Bunu yapın,kendinize olan saygınızdan yapın .. Galatasaray gene olması gereken yerlerde olur,olacaktırda Allahın izniyle. Bu kadar ruhsuzun gölge yaptığı bir yerde illa Güneş açar kara bulutları dağıtır ..

Bugün çok soğuktu,inanın hemde çok ..İçimiz üşüdü sizin armaya olan ruhsuzluğunuzun soğuk renklerinden .. Hani çocukluk dönemlerimizin bir oyunu vardır .. Saklanan bir eşyayı bulmak için '' Sıcak'' ''Soğuk'' oynardık .. Galatasaray Arması kendini sizin gibi ruhsuzlardan saklıyor .. Uzaktasınız beyler ! Soğuk o yüzden çok soğuk ..